Kayıtlar

Aralık, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

07.45: Kapı Eşiği

Resim
← Önceki Bölüm: 05.11: Gri Işık Saat 07.45. Ayakkabılarını giydi. Topuklarına basmadan, çekeceği kullanarak. Eğilirken nefesini tuttu, doğrulurken bıraktı. Bu, evdeki son nefesiydi. Vestiyerin aynasında kendine baktı. Yakasını düzeltti. Aynadaki görüntü netti ama derinliği yoktu. Gördüğü şey kendisi değil, dışarının görmek istediği suretiydi. Evdeki o dağınık, savunmasız ve çıplak adam, aynanın arkasında bir yerlerde kalmıştı. Şimdi karşısında duran, günün taleplerine hazır, düğmeleri ilikli bir yabancıydı. Anahtarı kilide soktu. Çevirdi. Çıt. Çıt. İki tur. Metalik, soğuk ve kesin bir ses. Bu ses, evin bittiği ve dünyanın başladığı sınırdı. Kapının arkasında kalan o yarım bardak su, çökük koltuk ve yamuk avize, artık kilitli bir zaman dilimine hapsolmuştu. Merdivenlere yöneldi. Apartman boşluğu nemli ve deterjan kokuyordu. Otomatiğin sönmesine fırsat vermeden, hızlı adımlarla indi. Apartman kapısını açtığında şehir yüzüne çarptı. Rüzgâr değil; ses, koku ve telaş çarp...

05.11: Gri Işık

Resim
← Önceki Bölüm: Saat Dört Boşluğu Saat beşe doğru, evin içi gevşedi. Bu bir aydınlanma değildi. Işık gelmedi. Sadece karanlık, eskisi kadar sıkı durmuyordu. Duvarların kenarları belirginliğini yitirmişti. Evin içi, gecenin sonuna yaklaşmıştı ama sabaha henüz ait değildi. Koltukta oturuyordu. Oturuşu değişmedi. Sırtını dayadığı yer aynıydı. Gecenin ağırlığı çözülürken, o yerinde kaldı. Pencereden dışarı baktı. Sokak lambası yanıyordu. Işığı incelmişti. Aydınlatmıyordu artık; varlığını sürdürüyordu. Sokak boştu. Beş, erkendi. Şehir bunu kabul etmişti. Mutfağın penceresi açıktı. Hava içeri girmiyor, yalnızca pencerenin orada olduğunu hatırlatıyordu. Masanın üzerinde bardak duruyordu. Boştu. Olduğu yerde kaldı. Ayağa kalktı. Bu bir karar değildi. Ağırlık yer değiştirdi. Mutfağa geçti. Masanın kenarında durdu. Oturmadı. Sandalye ona yakın değildi. Pencereye yaklaştı. Gökyüzü açılıyordu. Renk değişiyordu ama hâlâ bir adı yoktu. Ne sabah denirdi buna ne gece. Arada bir zaman...

Saat Dört Boşluğu

Resim
Saat dörtte uyandı. Alarm çalmadı. Zaten alarm kurulu değildi. Uyanmak bir sesle değil, bir boşlukla oldu. Gözlerini açtığında odanın hâlâ geceye ait olduğunu fark etti. Sabah henüz gelmemişti ama gece de kendine güvenmiyordu artık. Arada bir yerdeydi her şey. Bir süre yatakta kaldı. Tavanı izledi. Avize tam ortadaydı. Tavana birleştiği yerdeki beyaz plastik parça eskisi gibi durmuyordu. Biraz aşağıdaydı. Çok az. İlk bakışta fark edilmeyecek kadar küçük bir kayma. Ama göz, istemeden oraya gidiyordu. Sanki odadaki diğer her şey, o küçük boşluğa göre hizalanmıştı. Ne zaman böyle olduğunu bilmiyordu. Belki uzun zamandır öyleydi. Belki bu gece fark etmişti. Aradaki farkın bir önemi yoktu. Nefes aldı. Göğsü doldu, sonra indi. Bu hareket, onu rahatlatmadı ama rahatsız da etmedi. Nefes, olması gerektiği gibi oldu. Bazı şeylerin hâlâ çalışıyor olması tuhaf bir güven veriyordu. Yatağın kenarına oturdu. Ayakları yere değdi. Zemin soğuktu. Soğuğu hissetti ve ayağını çekmedi. Soğuk, o ...