07.45: Kapı Eşiği


← Önceki Bölüm: 05.11: Gri Işık

Saat 07.45.

Ayakkabılarını giydi. Topuklarına basmadan, çekeceği kullanarak. Eğilirken nefesini tuttu, doğrulurken bıraktı. Bu, evdeki son nefesiydi.

Vestiyerin aynasında kendine baktı. Yakasını düzeltti. Aynadaki görüntü netti ama derinliği yoktu. Gördüğü şey kendisi değil, dışarının görmek istediği suretiydi. Evdeki o dağınık, savunmasız ve çıplak adam, aynanın arkasında bir yerlerde kalmıştı. Şimdi karşısında duran, günün taleplerine hazır, düğmeleri ilikli bir yabancıydı.

Anahtarı kilide soktu. Çevirdi.
Çıt. Çıt.
İki tur.
Metalik, soğuk ve kesin bir ses. Bu ses, evin bittiği ve dünyanın başladığı sınırdı. Kapının arkasında kalan o yarım bardak su, çökük koltuk ve yamuk avize, artık kilitli bir zaman dilimine hapsolmuştu.

Merdivenlere yöneldi. Apartman boşluğu nemli ve deterjan kokuyordu. Otomatiğin sönmesine fırsat vermeden, hızlı adımlarla indi.

Apartman kapısını açtığında şehir yüzüne çarptı. Rüzgâr değil; ses, koku ve telaş çarptı. Kornalar, uzak bir siren, fren sesleri ve binlerce tekerleğin asfaltta çıkardığı o uğultulu hışırtı... Sabahın griliği dağılmış, yerini egzoz dumanıyla karışık, metalik bir beyazlığa bırakmıştı.

Kaldırıma adım attı. Kalabalığa karıştı.
Omuzlar birbirine değiyordu ama kimse kimseye değmiyordu. Herkesin acelesi vardı ve herkesin bakışları, varmak istedikleri o görünmez noktaya kilitlenmişti. Yüzler asıktı. Yüzler uykusuzdu. Yüzler, henüz tam olarak giyinilmemişti.

Yürüdü. Adımlarını kaldırımdaki diğer ayaklara uydurdu. Ritmi yakaladı. Artık o da bu büyük, gürültülü makinenin bir dişlisiydi.

Elini cebine attı. Anahtarı parmaklarının arasında sıkıca tuttu. Metalin soğukluğu avucuna işledi.
Gürültü artarak devam ediyordu.
Ama o, kalabalığın ortasında, omuzlarına çarpan insan selinin içinde yürürken şunu fark etti:

Evdeki sessizlik bitmemişti.
Sadece yer değiştirmişti.
Artık odada değil, tam göğsünün ortasında duruyordu.

Ve gün, gerçekten başlamıştı.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Saat Dört Boşluğu

05.11: Gri Işık