05.11: Gri Işık
← Önceki Bölüm: Saat Dört Boşluğu
Saat beşe doğru, evin içi gevşedi.
Bu bir aydınlanma değildi. Işık gelmedi. Sadece karanlık, eskisi kadar sıkı durmuyordu. Duvarların kenarları belirginliğini yitirmişti. Evin içi, gecenin sonuna yaklaşmıştı ama sabaha henüz ait değildi.
Koltukta oturuyordu. Oturuşu değişmedi. Sırtını dayadığı yer aynıydı. Gecenin ağırlığı çözülürken, o yerinde kaldı.
Pencereden dışarı baktı. Sokak lambası yanıyordu. Işığı incelmişti. Aydınlatmıyordu artık; varlığını sürdürüyordu. Sokak boştu. Beş, erkendi. Şehir bunu kabul etmişti.
Mutfağın penceresi açıktı. Hava içeri girmiyor, yalnızca pencerenin orada olduğunu hatırlatıyordu. Masanın üzerinde bardak duruyordu. Boştu. Olduğu yerde kaldı.
Ayağa kalktı. Bu bir karar değildi. Ağırlık yer değiştirdi. Mutfağa geçti. Masanın kenarında durdu. Oturmadı. Sandalye ona yakın değildi.
Pencereye yaklaştı. Gökyüzü açılıyordu. Renk değişiyordu ama hâlâ bir adı yoktu. Ne sabah denirdi buna ne gece. Arada bir zamandı.
Bir kuş sesi duyuldu. Ardından bir tane daha. Kısa sürdü. Şehir, uyanmayı denedi ama acele etmedi.
Saatine baktı: 05.11.
Zaman, gecedeki gibi genişlemiyordu artık. Normalleşiyordu. Bu, dışarı çıkmak anlamına gelmiyordu. Sadece gecenin bittiğini gösteriyordu.
Salona döndü. Ayakta kaldı. Tavana baktı. Avize oradaydı. Plastik parça hâlâ biraz aşağıdaydı. Aynı yerde. Ama artık gecedeki gibi ağırlık yapmıyordu. Işığın yaklaşmasıyla birlikte, sıradanlaşmıştı.
Pencereye döndü. Sokak lambası söndü.
Gece bitmişti.
Bu bir başlangıç değildi.
Ama bir şeyin sona erdiği belliydi.

Yorumlar
Yorum Gönder